Menekşe ve Kelebek - Colors of Life
Menekşe ve Kelebek - Colors of Life

Güneşin kavurduğu kuru sıcakta, bu kadife yaprakların tek amacı, ölüm kadar ve yaşam kadar güzel menekşe çiçeklerini korumaktı. Yaprakların altında kalan çiçekler, bir bebek kadar savunmasızken, yapraklarından sıyrılabilmiş, kendini gösterebilmiş olanlar bir savaşçı kadar güçlü, bir genç kız kadar narin, yağmur damlası kadar parlaklardı.

Yazın ilk günlerinde, saksının içerisindeki toprak kavrulurken, ansızın bir küçük rüzgar, menekşenin yapraklarını dalgalandırdı. Kuş, menekşenin ekili olduğu saksıya yaklaştıkça, rüzgarın şiddeti artıyor, küçük menekşe çiçekleri bu şiddetle dalgalanırken, daha büyük ve özgür olanlar hareket etmemekte direniyorlardı.

Kuş masaya konmuş, kendi yararı için saksı toprağını kurcalarken, saksıya ağzından bir iki damla su ile birlikte bir küçük ganimet bıraktı. Su, çatlamış toprağın içerisinde kayboldu, ve toprak bundan hiç etkilenmedi. Kuş masadan ayrıldığında, saksı savaş alanından çıkmış gibiydi. Çiçeklerin bazıları kuşun darbeleri ile saksının dibine düşmüş, toprak eşelenmiş, yapraklar sağa sola savrulmuştu… Çiçeğin bu savaştan tek kazancı, kuşun saksı dibine bıraktığı ganimet, küçük bir kelebek kozasından başka birşey değildi.

Sıcak geçen günlerin ardından, çiçek yapraklarının altında kavrulmadan duran koza büyüyor, yaprakların bazıları kururken, onlar gibi sıcaktan etkilenmekten korkuyordu.

Günlerin ve gecelerin böylesine zor geçtiği bir yaz gününün sabahında, menekşenin yaprakları minik bir çıtırtıyla irkildi. Menekşenin kuş ile savaşından kazandığı, ve ne olduğunu anlayamadığı ganimet çatlıyordu. Güneş gökyüzünde yükselirken, küçük kiremit renkli kozanın üzerindeki delik tamamen açılmış ve içerisinden kanatlarında menekşenin renginde mor benekleri olan, iğne bacaklı bir kelebek çıkmıştı.

Kelebek, yuvasından yavaşça sıyrıldıktan sonra, menekşenin yapraklarını tırmanarak en büyük, en korkusuz, en yüksekteki çiçeğe ulaştı. Menekşenin çiçeği, kelebeğin güzelliğine aşık oldu ve bu iki canlı, sanki birbirleri için yaradılmışçasına o anda kalakaldılar.

Kuru sıcaktan yanan menekşe, kelebeğin uçuşunun minik bir rüzgar ile birlikte olacağını bildiğinden, kelebek uğruna ölümüne razı olmuş, ve yağmur için hayal kurmaktan vazgeçmişti. İşte tam o anda, yağmur yağmaya başladı, ve saksıya değen her bir damla yağmur, önce kuru toprağa, oradan menekşenin köklerine, köklerinden yapraklarına ulaşıyor, menekşeye can veriyordu. Yağmur ile birlikte bütün acıları dinen menekşe, kendini yağmura bırakmıştı ki kelebeğin uçmaya başladığını farketti. Menekşe kelebeğin ardından bakarken düşünmeye başladı, ölüm kadar güzelmiydi yaşamak yada yaşamak kadar güzelmiydi ölüm… Menekşe karar veremedi.

Sosyal Medyada da Bizi Takip Edin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *